7 Eylül 2010, Salı   

69
İşverenlere Çalışma Mevzuatına İlişkin Bildirim Kolaylığı Başladı
Şevket TEZEL
(Sosyal Güvenlik Uzmanı)

1. Giriş

Genel olarak bildirim yükümlülüğünü devlet yönetiminde ve ticari hayatta kayıt dışılıkla mücadele açısından önemli bir otokontrol yöntemi olarak tanımlamak mümkün bulunmaktadır. Çalışma yaşamındaki birbiriyle ilintili kurum çokluğu aynı olayı konu alan bildirim yükümlülüklerini de aynı kişilere yükümlüyordu. Daha düne kadar üç başlı sosyal güvenli sistemimiz bu çok başlılığa çarpıcı bir örnek teşkil etmekteydi. Kesretten kinaye yüz başlılıktan 3 buçuk başlılığa inen sosyal güvenlik sistemimizde bu nedenle çok sayıda norm ve standart farklılıkları oluşmuş, bu durum şikâyete ve sızlanmalara neden olmuş, sosyal güvenlik reformu iddiasıyla köklü bir yeniden düzenleme girişiminin de en önemli gerekçelerinden birini oluşturmuştu. Bunun ne ölçüde başarıldığı tartışılır elbette ancak iş bununla da bitmiyordu. Sosyal güvenlik kurumu namı altındaki Bağ-Kur, SSK ile Emekli Sandığı başta olmak üzere çok sayıda özel banka sandığı gibi aynı nitelikteki kurumlar bir tarafa konusu iş ve çalışma hayatı olan İş-Kur, Bölge Çalışma teşkilatı gibi kurumlarla sendikalar gibi örgütler de aynı konular etrafında örgütlenmişti.

2.Bildirimde Ne Değişti?

Çalışma hayatına ilişkin çok sayıda kurum bu sahayı şekillendiren kanunlar ve alt düzenlemeleri de beraberinde getiriyordu. Hepsi de istihdam başta olmak üzere çalışma yaşamındaki fiili değişiklikleri tabii olarak izlemek istiyor ve yasal uygulamalarını da bu yolla izleyecekleri gerçekler üzerinden yürütmeyi amaçlıyorlardı. Bu nedenle hepsi de ayrı ayrı izleme mekanizmaları geliştirdiler. Elbette ki bu mekanizmalar kâğıt ortamında belgelere dayalıydı. İşçi-çıkış bildirimi, işçi giriş bildirimi, işyeri açılış bildirimi gibi bildirimleri ayrı ayrı kurumlar tarafından takip için isteniyor, aynı işveren aynı işçi için birden fazla resmi kuruma belge-bilgi göndermekle yükümlü tutuluyor, aksi halde idari para cezalarına muhatap kılınıyordu. Hepsi kanuna dayalı olan bu uygulamaların muhatabı olan kurumların aynı bakanlığın çatısı altında olması bile durumu değiştirmiyordu. Düpedüz kırtasiyecilik olarak nitelendirilebilecek olan bu durum uzunca süre devam etti.

Örneğin 2821 sayılı Yasa gereği, işe aldığı veya herhangi bir nedenle iş sözleşmesi sona eren işçileri, izleyen ayın 15''''ine kadar aylık bildirimle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirmek zorunda olan işverenlerin bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde her işçi için sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için belirlenen asgari ücretin aylık brüt tutarının beşte biri kadar ağır para cezası uygulanması öngörülüyordu.

Bilindiği gibi söz konusu listelerin işyerindeki işçi sayısına bakılmaksızın işe giren ve işten çıkan sendikalı olsun veya olmasın her işçi için düzenlenmesi, aynı listede aynı ay içinde işten çıkmaya veya işe girmeye konu tüm işçilerin listelenerek posta ile veya elden vermek suretiyle iletilmesi gerekiyordu.

2821 sayılı Yasada 5728 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucu 08.02.2008 tarihinden başlayarak, işçi alımında ve işçi çıkarılmasında takip eden ayın 15''ine kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı''na gönderilmesi gereken EK-1 ve EK-2 İşçi Bildirim Listelerini göndermeyen işverenlere uygulanacak idari para cezası işçi başına 150 YTL olarak yeniden belirlenmişti.

Takip sisteminde bilgisayar imkânlarından faydalanma konusundaki gelişmeler ve ülkemizde bunun başını çeken kurumlardan birinin SGK olması nedeniyle bilhassa bu alanda bilgi-işlemin kamuda geliştirilmesi gözlerin çabuk açılmasını sağladı. Giderek 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu bağlamında yapılan değişiklikler arasına bir yenisi sonradan eklendi.

İşte bu değişiklik 18.02.2009 tarihli ve 5838 sayılı Kanunla geldi. Böylelikle "5838 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" ile işverenlere bildirim kolaylığı sağlanmış oldu.

Düzenleme gereği artık işverenlerin 5510 sayılı Kanun kapsamındaki işçi ve işyeri bildirim yükümlülüklerini yerine getirmiş olması işçi ve işyeri bildirim yükümlülüğü hakkındaki 4857 sayılı İş Kanunu, 5953 sayılı Basın İş Kanunu, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ve 2821 sayılı Sendikalar Kanunu kapsamındaki benzer yükümlülükleri de yerine getirmiş sayılacak.

Nitekim 5510 sayılı Kanuna "Ek madde 1" olarak eklenen kanun;

"İşverenler tarafından 8''inci, 9''uncu ve 11''inci maddelere göre Kuruma yapılan sigortalı ve işyerlerine ilişkin bildirimler; 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 3''üncü maddesi, 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 62''nci maddesi, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 48''inci maddesi ve 4857 sayılı İş Kanununun 3''üncü maddesi hükümleri uyarınca Bakanlık ile ilgili bölge müdürlüklerine ve Türkiye İş Kurumuna yapılması gereken bildirimlerin yerine geçer.

Ticaret sicili memurluklarınca işyeri tesciline ilişkin Kuruma yapılan bildirimlerin dışında, ayrıca Bakanlık ilgili bölge müdürlüğüne bildirimde bulunulmaz.

Geçici 20''nci maddede belirtilen sandıklar, Kuruma devir tarihine kadar iştirakçilerinin sandıkla ilgilerinin başlama ve sona ermesine ilişkin bildirimlerini en geç on gün içinde Kuruma yaparlar.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir"

hükmünü amir bulunmaktaydı.

Buna göre;

1. 4/a sigortalısı (01.10.2008 öncesini SSK sigortalıları) çalıştıran işverenlerin bu sigortalıları sigortalı işe giriş bildirgesi ile SGK''ya bildirme ve sigortalılıkları sona erdiğinde de sona erdiğine dair bildirim yapma yükümlülüklerini,

2. İşverenin en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte işyeri bildirgesini SGK''ya verme yükümlülüklerini,

3. İşyerinin faaliyette bulunduğu adresten başka bir ildeki adrese nakledilmesi, sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devredilmesi veya intikal etmesi halinde, işyerinin nakledildiği, yeni işverenin işi veya işyerini devraldığı tarihi takip eden on gün içinde, işyerinin miras yoluyla intikali halinde ise mirasçıları, ölüm tarihinden itibaren en geç üç ay içinde, işyeri bildirgesini SGK''ya verme yükümlülüklerini,

5510 sayılı Kanun kapsamında yöntemince yerine getirmiş olmaları; yine bu işverenler tarafından yapılması gereken,

1. 4857 sayılı İş Kanunu veya 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamına dahil bir işyeri kuran, devralan, konusunu değiştiren, kapatmaları halinde bu kanunlar kapsamında bir ay içinde yapmaları gerekli bildirim yükümlülüklerinin,

2. İşe aldığı veya herhangi bir nedenle iş sözleşmesi sona eren işçilere ilişkin olarak 2821 sayılı Kanun kapsamında izleyen ayın 15''ine kadar aylık bildirimle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirim yükümlülüklerinin,

3. 4447 sayılı Kanun kapsamında hizmet akdi dayalı olarak çalışanların işsizlik ödeneğine müstehak şekilde sona ermiş olan sigortalılar hakkında 15 gün içinde düzenlemeleri gereken işten ayrılma bildirgesi verme yükümlülüklerinin,

de yerine getirilmiş olması anlamına gelecektir. Nitekim yasanın alt düzenlemesi olarak "Sosyal Güvenlik Kurumuna Yapılan Sigortalı ve İşyeri Bildirimlerinin Bazı Kurumlara Yapılması Gereken Bildirimler Yerine Geçmesine Dair Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik" de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

Kısaca Ek-1, Ek-2 ve İş-Kur''a verilen İAB verme zorunluluğu bu değişiklik maddesinin yürürlük tarihi olan 01.08. 2009 tarihinden itibaren kalkmış bulunmaktadır.

Yani işverenlerden İş ve Basın İş Kanunları kapsamına dahil bir işyeri kuran, devralan, adını, unvanını, adresini veya konusunu değiştiren veya kapatanların bir ay içinde yapmaları gerekli bildirim yükümlülüklerini, Ek-1 ve Ek-2''ler, İAB''lere ilişkin yükümlülüklerini yine 5510 sayılı Kanundan ayrı olarak uygulamaya 01.08.2009''dan sonra ayrıca yerine getirmelerine gerek kalmamıştır.

Nitekim Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan bildirimlerin diğer birimlere de yapılmış sayılmasını öngören bu uygulamanın çalışanların işe giriş ve işten çıkış bildirimlerinin aynı Bakanlığa bağlı birimlerce ayrı ayrı alınmasının işverenler nezdinde oluşturduğu bürokratik yükü kaldırma hedefinin gerçekleşmesi Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılmış olan söz konusu bildirimlerin oluşturulan elektronik ortamda ilgili diğer birimlere aktarılmasının sağlanmasına bağlı olarak gerçekleştirilmeye başlanması anlamına gelmektedir.

Ancak özel banka sandığı iştirakçileri için 506 sayılı Kanunun geçici 20''nci maddesinde belirtilen bu sandıklar, SGK''ya devir tarihlerine kadar iştirakçilerinin sandıkla ilgililerinin başlama ve sona ermesine ilişkin bildirimlerini en geç on gün içinde Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine göre SGK''ya yapmaya devam etmeleri gerektiğini de burada vurgulamakta fayda bulunmaktadır.

3.Cezai Sorumlulukta Değişiklik

5838 sayılı Torba Kanunun 5''inci maddesiyle diğer kanunlardaki bildirim yükümlülüğü 5510 sayılı Kanun kapsamına taşınmış olurken aynı Kanunun 6''ncı maddesiyle de cezai sorumluluk açısından 5510 sayılı Kanunun 102''nci maddesine ekleme yapıldı. Buna göre; sigortalılığı sona erenlere ilişkin bildirim ile 506 sayılı Kanunun geçici 20''nci maddesinde yer alan sandıklara, sandık iştirakçiliğinin başlama veya sona ermesine ilişkin bildirimi, süresi içinde ya da Kurumca belirlenen şekle ve usule uygun olarak yapmayanlar veya SGK''ca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler hakkında, her bir sigortalı veya sandık iştirakçisi için asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanacağı da düzenlenmiş oldu.

Ayrıca bundan böyle artık Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı; yetkili sendikanın belirlenmesinde ve istatistiklerin düzenlenmesinde, kendisine gönderilen üyelik ve istifa bildirimleri ile Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan işçi bildirimlerini esas almaya başlayacağı da yasal olarak saptanmış oldu.

4. Sonuç

Sosyal güvenlik alanındaki norm ve standart birliği ne ölçüde gerçekleştirildiği ya da gerçekleştirilmediği tartışılır ancak bu kapsamda bildirim birliği sağlanması çalışma yaşamında cari kırtasiyeciliğe iyi bir darbe vuracağı tartışılmazdır. Bunun yanı sıra bildirimlerde elektronik ortamdan faydalanılmasının bu yararı katlayacağının yadsınamaz bir vakıa olacağı izahtan varestedir.

Mevzuatta Son Değişiklikler
Lebib Yalkın e-Duyuru
Mükellefin Takvimi
Basılı Yayın Sevk Takibi
Faydalı Linkler
Resmi Gazete Fihristi
Lebib Yalkın Mevzuat Dergisinin Son Sayısını Aldınız mı? ...        YENİ! Lebib Yalkın'dan Enerji Mevzuatı ...         Gelir Vergisi Tarifesinin de Yeniden Düzenlendiği Kanun Yayımlandı ...          2010 Yılının İkinci Yarısında Uygulanacak Kıdem Tazminatı Belli Oldu ...          Pasaport İşlemlerinden Alınmakta Olan Harç Tutarları Yeniden Belirlendi ...          Pasaport Bedellerine İlişkin Değerli Kağıtlar Kanunu Genel Tebliği Yayımlandı ...          Sosyal Güvenlik Kurumu Prim Borçlarına Uygulanan Gecikme Cezası Oranı Düşürüldü ...          2010 Yılı birinci Geçici Vergi Döneminde Uygulanacak Yeniden Değerleme Oranı Açıklandı ...          Sigorta Primi İşveren Hissesi Teşviki 31.12.2012 Tarihine Kadar Uzatıldı ...          Form Ba ile Form Bs Bildirimlerinde 2010 Yılı ve Müteakip Yıllarda Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği Yayımlandı ...          2010 Yılının İlk Yarısında Uygulanacak Kıdem Tazminatı Belli Oldu ...          2009 Yılı Yeniden Değerleme Oranı % 2,2 Olarak İlan Edilmiştir ...          Kamu Alacakları İçin Uygulanan Gecikme Zammı Oranı % 1,95 e Düşürülmüştür ...          Sermaye Artırımında Süre Yeniden Uzatıldı ...          2010 Yılında Uygulanacak Gelir Vergisi Tarifesi İle Diğer Vergi Oran Ve Hadleri Belirlendi ...         
 

    Deneme Kullanımı     Yasal Uyarı     Gizlilik Şartları     Site Haritası     Sık Sorulan Sorular     Bölge Temsilciliği     Yükleme Yeri     İletişim   
 
   
    © 2010 Lebib Yalkın Yayımları ve Basım İşleri A.Ş. Tüm hakları saklıdır.
SAY Ajans